Gelsin

“Beraber güzel şeyler yaşayacağız” demek o kadar güzel ki.

Peki ya sen hiç birisiyle;

“Beraber yanacağız” cümlesini kullandın mI? 

Birisiyle beraber yanmayı kabul ettin mi?

Dur dur, beraber yandığın birisi oldu mu hiç senin?

Benim oldu.. Bugün yagmur sesiyle beraber bizim yanışımızın cızıltısını duydum ben. Gözlerimi diktim yağmura, yanımda sen.. Gözlerin de ki alev. Canım yandı. Hem de çok yandı ama bu can yanması alev aldığımdan degildi. Bu can yanması yanıp kül olduktan  sonra bir daha seninle körüklenmeyecek olmamdandı. Ah Be derdine taptiğim. Ah Be canina yandigim. Ah Be acısına muhtaç oldugum. Beni yok ettin. Ben senin her bir yaranı bilirken senin benim kırıldığımi bile hissetmemen; üstelik paramparça Olmuştum. Şimdi ne düşünüyorum biliyor musun?

Bunca şeye ragmen, bunCA bana yaşattığın acılara, açtığın yaralara ragmen “gelmesini istiyor musun?” Diye sorsalar

‘Gelsin’ derim.

Reklamlar

Uyuşturucu uyuşturmaz

Kaç tane ictin? 

İçerken içindekine mi ictin? 

Anlatsana biraz unutmak icin mi iciyorsun?  

Yaşadığın şeylere cevap aramak için mi yoksa soruyu unutmak için mi ictin o kadar?  

Gözlerin kayıyor güzel.. Gözlerin kapanıyor. Bana bakmiyorsun. 

Ah Be! 

“Dönüyorsun..”

Hayır ben dönmüyorum! Kendine gel guzel. Çok içmiş sin yapma. 

Yapma üstüne gitme güzel. Soruyu şimdi unutsan yarın hatirlayacaksin..

“Yarın da içerim”

Canın yanacak güzel. Canın çıkacak yapma. Acı cekeceksin yapma. 

“Aciya aşığım ben bilirsin”

Ellerin titriyor. Noluyor? Bana bak gözlerin durmuyor.. Güzel! İçindeki savaşa dur de güzel: dur de! Yenileceksin gitme o karanliga.. O karanlık seni yok eder. Geri gel güzel! 
“Ben karanlığa aşığım Pinokyo.. Beni çağırıyor. Gitmek zorundayim. Affet beni Pinokyo. Hak etmedim.. Ben bunları hak etmedim. Ben gidiyorum, asla balığı öldürme. İyi bak ona.
.”

İmkansız imkan

Bır adam düşün. O adamın sana aşık olduğunu; o heybetli adamın yanına geldiğinde yağmurda sırılsıklam karnı aç biryavru kedi gibi olduğunu düşün. Herkese kükreyen adamın sana ses tonunu kıstığını düşün. Uzun zamandır yanında olmak için çabalayan, sabaha kadar sen rahatsız olma diye kolunda uyurken kıpırdamayan, hatta bazen Öyle ki sabah uyandığında sarılmasindan nefes alamıyor olduğunu hisseDerek uyandiğını düşün. Senin için herşeyi göze aldığını düşün.. Senin için sensizliği bile göze aldığını düşün.. 

Şimdi aşık bir sen düşün. Ama oyle bir aşıksinki o adamın senin için yapacağı güzellikleri sen onun önüne çoktan servis etmissin.. Senin ondan tek eksiğin sen “onun için ondan vazgecemiyorsun”. Çünkü öyle bir seviyorsun ki ondan vazgeçersen sen ölürsün.. Belki de bu seni ondan daha üstün kılar. Yada onu senden daha güçlü… 

Şimdi bir İmkansız lik öyküsü düşün.. 

Aslında çok düşünme..

Adam evli..

Kadın ölüyor.

İmkansızlik kokuyor buram buram imkanda. .

Yanlış rastlantılar

Yüz yüze geldiğimiz acılar ne kadar acıtır? Düşündüğünüz kadar kolay bir sorun mu, yoksa tahmin edemeyeceğiniz kadar zor bir çözümü mü var? Rastlantılar güzel derler; peki ya için de “yanlış” kavramı varsa? ‘Yanlış zaman, yanlış insan, yanlış mekan..’ bir yanlışın için de doğruluk payı aranır mi? Aranırsa bulunma payı ne kadar? Ya da; bulunma şansi var mı ki?